Yedi Dağa Bir Bağa
- Tolga Yüksel
- 13 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
İnancın Suyu, Dağın Hafızası

Anadolu’da bazı sözler vardır; yalnızca söylenmez, yaşanır. “Yedi dağa, bir bağa” sözü de bunlardan biridir. Kimi zaman bereketin, kimi zaman dayanışmanın, kimi zaman da niyetin gücüne duyulan inancın ifadesi olarak kuşaktan kuşağa aktarılır. Bu inanış; toprağın, dağın ve suyun birbiriyle kurduğu kadim ilişkiyi hatırlatır.
İnancın Kökleri: Toprak, Niyet ve Bereket
“Yedi dağa, bir bağa” inanışının kökleri, Orta Asya’dan Anadolu’ya taşınan doğa merkezli kadim inançlara dayanır. Yedi sayısı, Anadolu kültüründe kutsallığı ve tamamlanmışlığı temsil eder. Dağ ise yalnızca coğrafi bir unsur değil; koruyucu, besleyici ve hafızası olan bir varlık olarak görülür.
Bu inanışta, bir niyetin ya da bereketin yalnızca tek bir noktaya değil, çevresindeki tüm dağlara ve doğaya yayıldığına inanılır. Yani bir bağın bereketi, onu çevreleyen yedi dağın dengesine, suyuna ve rüzgârına bağlıdır. Bu, insanın doğayla kurduğu karşılıklı saygı ilişkisinin sözle ifadesidir.
Erek Dağı: Suyun ve İnancın Kaynağı
Van Ovası’na yukarıdan bakan Erek Dağı, yüzyıllardır bölge insanının hafızasında yalnızca bir dağ değil, hayatın kaynağı olarak yer alır. Karla kaplı zirvelerinden süzülen sular, yer altından yolunu bularak kaynaklara dönüşür; bağları, bahçeleri, ovayı besler.
“Yedi dağa, bir bağa” inanışı tam da burada anlam kazanır. Erek Dağı’ndan doğan su, yalnızca bir noktayı değil, tüm çevreyi canlandırır. Bu su; toprağa düştüğü yerde sadece yeşil bir bağ değil, bir kültür ve süreklilik yaratır.
Su: İnancın Taşıyıcısı
Anadolu’da su, her zaman temizliğin ve bereketin simgesi olmuştur. Dualar suyla edilir, niyetler suyla taşınır. Erek Dağı’nın doğal kaynaklarından çıkan su da bu anlayışın bir parçasıdır. Çünkü su, dağın hafızasını, toprağın sabrını ve zamanın izini içinde taşır.
Erek Su, kaynağını aldığı bu coğrafyanın sadece doğal değil, kültürel mirasını da şişesine doldurur. Her damla, yedi dağın rüzgârını; her yudum, bir bağın emeğini hatırlatır.
Bugünden Yarına Akan Bir İnanç
“Yedi dağa, bir bağa” bugün belki bir söz, bir deyim gibi duyulabilir. Ancak özü hâlâ canlıdır: Doğayla uyum, kaynağa saygı ve berekete inanmak. Erek Dağı’ndan doğan su, bu inancın modern hayattaki sessiz tanığıdır.
Çünkü bazı sular yalnızca susuzluğu gidermez; ait olduğumuz toprağı da hatırlatır.
Erek Dağı ve Su Kültürü
Erek Dağı, Doğu Anadolu Bölgesi’nde su kaynakları açısından tarihsel öneme sahip bir yükseltidir. Kar erimeleri ve yer altı su sistemleri sayesinde Van Ovası’nın tarımsal yapısını beslemiştir. Bu durum, inanışın coğrafi bir karşılığı olduğunu göstermektedir.
Yani: Bağın bereketi = Dağın su dengesi
Bu anlayış, modern ekoloji biliminin savunduğu havza bazlı sürdürülebilirlik kavramıyla da örtüşmektedir.
Erek Su’nun Kültürel Konumu
Erek Su, yalnızca doğal kaynak suyu üretmez; aynı zamanda bulunduğu coğrafyanın kültürel hafızasını da temsil eder. Kaynağını Erek Dağı’ndan alan su, bu inanışın günümüz yaşamına taşınan somut bir örneğidir.
Bu yönüyle “Yedi dağa, bir bağa” sözü, geçmişten bugüne uzanan ekolojik bilinç ve doğaya saygı anlayışının ifadesidir.



Yorumlar